Aile babası bitirim sacit...

2007-04-08 13:19:00

Aile babası bitirim Sacit

Son olarak Avrupa Yakası'nın bitirim Sacit'i olarak izlediğimiz Tolga Çevik, tam bir aile babası. Cem Yılmaz'ın kardeşiyle evli olan Çevik ailesini anlatırken "Eşim Özge çok komiktir. Çocuklar desen zibidi, çok eğlenceli bir aileyiz yani," diyor. Yılmaz Erdoğan'ı taklit ettiğini düşünenlere de "Ben geri zekâlı mıyım?" diye soruyor.


'Benim her şeyim var starların yok'

Tolga Çevik, Avrupa Yakası'nda izlediğimiz bitirim Sacit'ten tamamen farklı bir karakter. "Yıldız olmak uğruna mutluluğumdan ve huzurumdan ödün vermem," diyen ve iyi bir aile babası olan sanatçı, "Yılmaz Erdoğan'ı taklit ediyor" sözleri içinse "Ben geri zekâlı mıyım?" diyor.

Siz onun Avrupa Yakası'ndaki komik 'Sacit'liğine bakmayın. Tolga Çevik resmen sorduğum soruları sayıyor. Röportajın ortasında "Bu 20. sorunuz," diyerek beni şoke ediyor. 68 kilo, 1.78 boyunda, İstanbul doğumlu bir Boğa burcu. Azimli ama hırslı değil. Bir yanı 'koyverdim gitti'ci, diğer yanı da fazla tedbirli. Üç senedir evli, nur topu gibi iki çocuğu var. Evine çok bağlı bir aile babası. Dediğine göre annesine çekmiş. Kirpikleri dikkat çekecek kadar uzun, elleri de küçücük. Ayakkabı numarası 41. Karısına âşık bir adam. En sevdiği mekân 'Cambaz'. "Hayvan olsam tilki olurdum," diyor. Karda yürüyüp izini belli etmeyeceğini söylüyor. Ummadığınız şeylere alınabiliyor. Ayrıca fevkaladenin fevkinde kibar, uyumlu, bünyesinde 'sanatçı kaprisi' barındırmayan bir insan. Fotoğraf çekmeye bayılıyor, '13' takıntısından kurtulamıyor, merdiven altından geçmiyor. Bakın Tolga Çevik neler anlatıyor..

Kafamızdaki 'bitirim' Tolga Çevik imajına bakınca aile babası olduğunuza kim inanır?
- Televizyondaki rollerimden yola çıkarak böyle düşünülüyor tabii. Ama benim hiç marjinal bir hayatım olmadı. Ben hep akşam evimde olmak istedim. Benim eşim de çok mazbuttur.

- Peki bitirim delikanlı rollerinin adamı olarak, sizde ne kadar delikanlılık var?
- Bir tek siniri var!

- Bir de alınganmışsınız.
- Evet alınganım. Mesela çekimde, arkada bir vazo yamuk duruyor, bir şey soruyorlar, hemen ben bir şeyi yanlış yaptığımı düşünüyorum.

- Yılmaz Erdoğan'a çok benzetiyorlar sizi, duruşunuzu, oyununuzu... Siz kendinizi benzetiyor musunuz?
- Bir turneye çıkıyorsunuz 25 gün. Aileni görmüyorsun onları görüyorsun. Mesela bir ara Pelin Körmükçü'nün kahkahasını atıyordum. Hem zaten sevmediğim bir adamın özelliğini almam. Ama bu demek değil ki Yılmaz Erdoğan'ı taklit ediyorum. Ben geri zekâlı mıyım?

- Sizin için 'yetenekli genç oyuncu' tanımı yapılıyor, 12 senedir yetenekli genç oyuncu olunur mu?
- 1996 sonundan beri çalışıyorum, tabii daha büyüklerime göre genç bir oyuncuyum ama hep 'çıkış yapan' oyuncu havası var bende. Nerden çıktıysa...

- Peki nereden çıktınız?
- Benim tiyatroya adım atmam Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları'yla başladı. Doğuş Lisesi'ndeyken tiyatroya çok merakım vardı. Ortaokul öğretmenim de Hadi Çaman'ın arkadaşıydı ve beni kendisiyle tanıştırdı.

- Sizler hep bir tiyatro aşkından bahsedersiniz. Nedir sizdeki bu aşkı tetikleyen şey?
- Valla tetikleyen bir şey yok, ailede de sanatçı yok. Ama ben ilkokulda ders arasında, Hacivat Karagöz oynayan bir çocuktum.

- Hadi Çaman Tiyatrosu'ndaki ilk rolünüz neydi?
- Robotu canlandırdım. Sonra ben bu işin okuluna gitmek istedim, çünkü bir gün birisi "Sen ne biliyorsun ki?" derse, diplomamı göstermek istedim.

- Yani insanların sizi eleştirmesini engellemek için mi oyunculuk okudunuz?
- Her şey tam olsun, eksik bir şey kalmasın diye. Önce burada konservatuvar sınavına girdim kazanamadım. Ardından da Amerika'ya okumaya gittim.

- Sizin için kazanamamak ne demek?
- Başa dönmek demek. Kaybetmek beni çok yıpratıyor.

- Siz de ailesi oyuncu olmasına itiraz edenlerden misiniz?
- Ailem bana çok destek oldu. Ama benim babam, mantığıyla hareket eden biridir. Her şeyin bir sebebi ve sonucu olmalı diye düşünür. 10 adım ötesini düşünür. Sen de içinde sanatçılık olan bir adamsın ve senin için 10 basamak ötesi yok ki. O yüzden çok çatıştık babamla ama çok destek oldu bana.

- Amerika'da dört yıl kaldınız, Tommy Lee Jones'dan dersler aldınız ama şunu merak ediyorum, Türkiye'ye neden döndünüz?
- Amerika'dan bıktım. Eşimi dostumu, ailemi özledim. Buradaki en saçma sapan arkadaşımı bile özledim. Ben çok evcimen bir adamım.

- Bugün döndüğünüze pişman mısınız?
- Bazen piyasada dönen enteresan senaryolar yüzünden pişmanlık duyduğum oluyor. Mesela bir proje için masaya oturuyorsunuz adam "Sen yabancı değilsin," diye başlıyor cümleye. Hayır efendim, ben yabancıyım.

- Nedir o 'sen yabancı değilsin'in alt metni?
- Seni projeye dahil etmek için saçma debelenme, bağlama numaraları. O zamanlar "Acaba dönmese miydim?" diyorum.

- Sizde yetenek var, kariyerinizde çok iyi roller var, başarı var, neden yıldız değilsiniz?
- Çünkü kaybedecek çok şeyim var!

- Yani?
- Yıldız olmak uğruna hayatınızdan bazı şeyleri vermeniz gerekir ve benim böyle bir lüksüm yok. Mutluluğum, huzurum gibi şeylerden fedakârlık edemem. Her şeyi tam olan bir star yok, benim her şeyim var. Akşam eve gelince "Hayatım iyi misin?" diyen bir eşim, şahane bir ailem var.

- Peki "Ben çok başarılıyım, iyi bir oyuncuyum ama şu adamlar da benden daha ünlü ve daha çok kazanıyor," diye sinirlendiğiniz oluyor mu?
- Şimdi isim vermeyeyim ama çok saçma adamlar için söylüyorum. Üç günde hiçbir şey olmayan bir adamı yıldız yapıyorlar. Herkes onun farkında, bir tek o adam farkında değil.

-Hayatınızın cümlesi ne?
- Seni senin sevdiğin kadar kimse sevmez!

sabah

40
0
0
Yorum Yaz