Dişi Ajdar
Yılların Sevtap Parman'ından Ajdar'ı kıskandıracak "Que sera sera" yorumu. "when i was just a little girl i asked my mother, what will i be? will i be pretty, will i be rich here's what she said to me. que sera, sera, whatever will be, will be the future's not ours, to see que sera, sera what will be, will be."
Türk Hava Yolları’nın çağrı merkezini arayanlar müşiterileri ile görevliler arasında zaman zaman yaşanan diyaloglar fıkralara taş çıkartıyor. İşte ‘güldüren’ konuşmalardan bazıları
Rezervasyon yaptırmak veya uçuşlar hakkında bilgi almak için değişik zamanlarda Türk Hava Yolları (THY) çağrı merkezini arayan vatandaşlar ile telefonun diğer ucundaki görevliler arasında ilginç diyaloglar yaşanıyor.
THY’den alınan bilgiye göre vatandaşların, çağrı merkezindeki görevlilerle aralarında geçen ilginç konuşmalardan bazıları şöyle:
THY: İyi günler, danışma. Yolcu: İyi günler, bugün nereden bilet alabiliriz? THY: Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün. Yolcu: Anladım. Taksim’deki havalimanının telefonunu alabilir miyim?
* * *
Yolcu: İstanbul’a son uçak kaçta? THY: Nereden? Yolcu: Buradan. THY: Nereden arıyorsunuz? Yolcu: Şehir içinden. THY: Nereden? Yolcu: Erzurum’dan.
* * *
Yolcu: İyi akşamlar hanımefendi. Trabzon-İstanbul arası ne kadar sürüyor acaba? THY: Bir saniye efendim. Yolcu: Tamam teşekkürler, iyi akşamlar.
* * *
THY: Ne kadar kalacaksınız Almanya’da? Yolcu: Neden soruyorsunuz? THY: Ona göre bilet keseceğim, onun için. Yolcu: Ee olsun. Ben uçakta kalmayacağım ki otelde kalacağım.
* * *
Yolcu: Çocuğumla ben uçacağım, oğluma çocuk fiyatı istiyorum, ne kadardı? THY: Çocuğunuzun 12 yaşını aşmaması gerekiyor, kaç yaşındaydı? Yolcu: 32 yaşında.
* * *
THY: Çocuğun adını alabilir miyim? Yolcu: Mustafa İbrahim S... İ... Hayvan babası böyle bir isim vermiş. Sanki Arap şeyhi ufacık çocuk... Dayısıyım, çok üzülüyorum da çocuğa. Affedersin yani hanımefendi.
* * *
THY: Hangi numarada oturuyorsunuz beyefendi? Yolcu: Sanayi Mahallesi 14 numara.
* * *
Yolcu: İyi günler hanımefendi, bir sorum olacaktı. THY: Tabii buyurun. Yolcu: THY ticketing bölümünde çalışanların maaşı ne kadar?
* * *
Yolcu: İyi günler, ben Almanya’ya gidecektim. THY: Olur hanımefendi, nereye peki? Yolcu: Havaalanına.
* * *
THY: Uçak akşam 5’te efendim. Yolcu: Doksan beşte mi, çok geç yahu
* * *
Telefona İngilizce hat geldiğini ekrandan gören personel: THY: Reservation, may I help you? Yolcu: A ben yanlış basmıştım. Şimdi İngilizce bastım diye İngilizce mi konuşmam gerekecek?
* * *
Yolcu: Diyarbakır kaç para? THY: 58 milyon 500 bin, indirim belgeniz varsa 32 milyon. Yolcu: İndirim belgesi kaç para?
ZORBA Taverna’da yıldızı parladıktan sonra ‘Kime ne’ adlı albüm ile müzik adım atan genç solist Göknur, yeni albümü için Yunanistan’ın ünlü bestecisi Kiriyakos Papadopulos’dan 50 bin euro’ya şarkı satın aldı. Papadopulos, Ferhat Göçer’in ‘Biri Bana Gelsin’, Gülben Ergen’in ‘Bay Doğru’, Murat Başaran’ın ‘Canın Sağolsun’ ve Aslı Zen’in ‘Şerefe’adlı şarkılarının bestesini yapmıştı.
Helin Avşar önceki akşam Yeniköy’deki bir restoranda basketbol milli takım doktoru Adnan Bağrıaçık’la objektiflere yakalandı. Görüntülendiklerini anlayan ikili, mekandan ayrı ayrı çıkmaya çalıştı.
Kapıda yakalanan Avşar “Burası özel mülk, çekim yapmanız yasak. Rahatsız olan insanlar var. Ayrıca evim 200 metre ileride. Arkadaşımla bir kahve bile içemeyecek miyim?” diyerek basın mensuplarını tersledi. Akşam'ın haberine göre Avşar’ın gazetecilerle konuşmasını fırsat bilen Bağrıaçık da apar topar otomobiline binerek uzaklaştı. Avşar, daha önce artık gece hayatında görünmeyeceğini açıklamış, bu sözünde de durmuştu.
İspanya'nın kuzeydoğusundaki Bask bölgesindeki San Sebastian kentinde düzenlenen 56. uluslararası film festivalinde "Altın İstiridye" ödülünü Türk yönetmen Yeşim Ustaoğlu'nun "Pandora'nın kutusu" adlı filmi kazandı.
56. San Sebastian Film Festivali'nde Amerikalı sinema yönetmeni Jonathan Demme'nin başkanlığını yaptığı jüri, resmi yarışma bölümündeki sonuçları açıkladı. En büyük ödül olan "Altın İstiridye", "Pandora'nın kutusu"na verilirken, filmin başrol oyuncularından Fransız aktrist Tsilla Chelton, Melissa Leo (Frozen River) ile en iyi kadın oyuncu ödülünü paylaştı.
Ustaoğlu'nun 4. uzun metrajlı filmi olan, Türkiye, Fransa, Almanya ve Belçika ortak yapımı "Pandora'nın Kutusu", kayıp olduğunu öğrendikleri annelerini aramaya başlayan 3 kardeşin geçmişteki problemlerinin yeniden belirmesi ve Pandora'nın kutusu gibi sırların ortaya çıkmasıyla yaşanan dramı anlatıyor.
Bu arada San Sebastian'da en iyi yönetmen ödülünü "Genova" adlı filmiyle İngiliz Michael Winterbottom, jüri özel ödülünü İran-Fransa ortak yapımı olan, yönetmenliğini Samira Makhmalbaf'ın yaptığı "Two Legged Horse", en iyi erkek oyuncu ödülünü de İspanyol filmi "El nido vacio"daki rolüyle Oscar Martinez aldı.
ÖDÜLÜ FETHİ NACİ'YE ADADI
İspanya'nın en prestijli uluslararası film festivali olan ve bu yıl 56.sı düzenlenen San Sebastian'daki en büyük ödül olan ''Altın İstiridye''yi kazanan Türk yönetmen Yeşim Ustaoğlu, ''Ödülü Fethi Naci ve aileme adıyorum'' dedi.
Ödül töreni öncesinde AA muhabirine bir açıklama yapan Yeşim Ustaoğlu, 22 Eylül'de filmin tanıtımının yapılmasından sonra İstanbul'a döndüğünü ve dün akşam festivalden ''bir ödül aldınız'' biçiminde gelen telefondan sonra bugün San Sebastian'a geri geldiğini söyledi.
''Ne ödülü olduğunu bana burada söylediler. Elbetteki çok sevindim'' diyen Türk yönetmen, ödülü, filmin konularından biri olan alzheimer hastası olan, temmuz ayında ölen, ''çok iyi arkadaşım'' dediği eleştirmen ve yazar Fethi Naci ile kendi ailesine adamak istediğini bildirdi.
Bu zamana kadar film hakkında olumlu eleştiriler aldığını ve San Sebastian'da izleyenlerin de sevdiğini duyduğunu dile getiren Ustaoğlu, ''Altın İstiridye, filme yeni maceraların önünü açacaktır' diye konuştu.
Ustaoğlu, filmin bu başarısının ''çok zor bir hastalık'' diye vurguladığı alzheimer hastalığına, insanların ilgisini artırmasını umut ettiğini kaydetti.
Bir e-posta hesabına sahip olan herkes "phishing" kavramıyla mutlaka tanışmıştır. Gelen kutunuzda "Dear PayPal Member," diye başlayan bir posta görmüş ve "Benim PayPal hesabım yok ki! Belki de bir yanlışlık oldu..." diye düşünmüş olabilirsiniz. Aslında bu tür durumlarda yanlışlık yerine daha çok kanunsuzluk var. Olur olmaz bir yerde, birden karşınıza dikilen herhangi bir adam "Merhaba! Ben bankayım! Şimdi lütfen bana internet şubesine girmek için kullandığınız şifreyi söyleyin!" deseydi, deli olduğunu düşünür, oradan olabildiğince çabuk uzaklaşmaya çalışırdınız herhalde. Ama aynı olay internet ortamında gerçekleştiği zaman sonuç böyle olmayabiliyor... İnternet bizim dünyaya ulaşmamızı sağlarken dolandırıcıların da bize kolayca ulaşmasını mümkün kılıyor. Phishing olarak adlandırılan dolandırıcılık yönteminin en popüler hali, e-posta yoluyla yapılanı. Phishing postaları, genellikle kullanıcılardan hesap bilgilerini kontrol etmelerini ya da sahte bir güncelleme bahanesiyle tekrar girmelerini istiyor. Kullanıcının bilgilerini girmesi için yönlendirildiği adresse bir banka ya da açık artırma sitesinin gerçeğe oldukça yakın bir taklidinden ibaret. Bu sahte siteye adım atarak kişisel bilgilerini giren kullanıcılar, tuzağa düşmüş oluyor¬lar. Tanımadıkları insanların internet bankacılığı bilgilerini edinen kötü niyetli kişilerin yapacaklarını hayal etmekse hiç de zor değil. Dakikalar içinde yapılan havaleler, online alışverişler, boşalan banka hesapları...
Phishing sosyal bir yöntem
Phishing, dolandırıcıların büyük kitlelere kolayca ulaşabilmelerini sağlayan "pasif" bir dolandırıcılık metodu. Bu isim, İngilizcede balık avlamak anlamındaki 'fishing' sözcüğünden geliyor. Dolandırıcı tek seferde hazırladığı bir sahte e-postayı oltanın ucundaki yem gibi, milyonlarca kullanıcıya ulaştırabiliyor. Sonrasında yapması gereken oturup ağına düşecek olan internet kullanıcılarını beklemek. Oltaya takılan kullanıcı, dolandırıcının önceden hazırladığı ve e-postada bulunan bir linkle insanları yönlendirdiği sahte siteye girerek bilgilerini buradaki form alanlarına yazıyor. E-postanın ulaştığı kitle, yani potansiyel kurban sayısı arttıkça başarılı olma ihtimali de yükseliyor. E-postanın sık kullanılan bir reklam aracına dönüşmüş olması, dolandırıcıların Phishing e-postalarını gönderecekleri kullanıcı adreslerini bulmalarını da kolaylaştırmış durumda. Google'ın siteleri indekslemekte kullandığı örümceklerine benzer bir mantıkla çalışan, web'de dolaşarak sayfalardaki e-posta adreslerini toplayan küçük programlar var. Dahası, dolandırıcıların e-postaları tek tek toplamak yerine birilerinden toplu halde satın alma ya da başka bilgilerle takas etme şansları da var. Önemsiz e-posta klasörünüzü dikkatlice incelerseniz, belki de "Türkiye'den 60.000 internet kullanıcısının e-posta adresi yalnızca 45 YTL!" gibi bir e-postaya rastlayabilirsiniz.Bankanızdan mektup var! Phishing dolandırıcıları öncelikle kurbanlarının güvenini kazanmak zorundalar. Bu yüzden hazırladıkları e-postalar gerçek kurumlardan gelenlere oldukça benziyor. Banka logosu, resmi ve başarılı bir yazım dili ve hatta bankanın sıkça sorulan sorular bölü- bu sayfada eBay ile hiçbir ilgisi olmamasına rağmen Microsoft Passport Network kullanıcıları için bir link bulunuyor ve hazırlamış olduğu sahte sayfaya gidiyor. Phishing saldırılarına hedef olan kurumlar, kullanıcı bilgilerini hiçbir zaman e-posta yoluyla istemeyeceklerini üzerine basarak duyursalar da nafile. Sahte e-postalar o kadar çok kullanıcıya ulaşıyor ki, içlerinden bir kısmı mutlaka tuzağa düşüyor. Genellikle bir bankada mevduat hesabınız bulunuyorsa, internet şubesinde işlem yapmaya başlayabilmek için hesabınızın bulunduğu şubeye giderek bizzat imza atmanız gerekiyor, internet şubesine girişte kullanılacak bilgilerin değiştirilmesi gerektiğinde banka sizi telefonla arayarak onay alıyor ya da tekrar şubeye davet ediliyorsunuz. Bazı bankaların internet şubelerinde adres, telefon numarası gibi bilgiler yeniden girilebilse bile banka hiçbir zaman size güncelleme yapmanız için bir e-posta göndermiyor.
Dikkat etmeniz gerekenler
Sizden kişisel bilgilerinizi isteyen e-postalara cevap vermeyin ve içerdikleri linklere tıklamayın. Gerçek kurumlar e-posta yoluyla kişisel bilgilerinizi vermenizi hiçbir zaman istemezler. Eğer hesabınızın durumu hakkında herhangi bir kuşkuya sahipseniz, ilgili kurumu telefonla aramayı veya yüz yüze görüşmeyi tercih edin. Hesabınıza girerek bilgi almak istiyorsanız yeni bir tarayıcı penceresi açarak emin olduğunuz internet adresini elle girin. Asla size gönderilen e-postadaki bir linki kopyalayarak tarayıcınızın adres çubuğuna yapıştırmayın. Bu tür e-postalardaki linkler doğru yere gidiyor gibi görünseler de sizi tuzağa yönlendirebilirler. Güncel durumda olduğundan emin olduğunuz bir antivirus programı ve Güvenlik Duvarı kullanın. Bazı phishing e-postaları bilgisayarınıza zarar verebilecek ya da internet üzerinde gerçekleştirdiğiniz işlemleri kaydederek kötü niyetli şahıslara iletebilecek zararlı kodlar da içerebilir. İyi bir antivirus programı ile istenmeyen yazılımların bilgisayarınıza girmesini engelleyebilir, güçlü bir güvenlik duvarı (firewall) ile bilgisayarınızın sizin isteğiniz dışında internetteki kaynaklarla bağlantı kurmasını engelleyebilirsiniz.
Kişisel bilgilerinizi e-posta yoluyla herhangi bir yere göndermeyin. E-posta, kişisel bilgilerin iletilmesi konusunda yeterince güvenli bir yol değildir. Herhangi bir kuruma kredi kartı bilgileri gibi önemli verileri iletmeniz gerektiğinde, bağlantının güvenilir olduğundan emin olmalısınız. Tarayıcınızın durum çubuğunda göreceğiniz asma kilit simgesi ya da bulunduğunuz sayfanın URL'inin 'https://' ifadesi ile başlıyor olması güvenli bir alanda olduğunuzu ifade ediyor olsa da, ne yazık ki dolandırıcılar artık bu simgeleri değişik yollarla taklit edebiliyorlar. Kredi kartı ekstrelerinizi dikkatli inceleyin. Elinize ulaşan harcama dökümlerini en kısa zamanda incelemeli ve şüpheli görü¬nen harcamaların üzerinde durmalısınız. Ekstrenin adresinize zamanında ulaşmadığı durumlarda bankanızı arayarak adresinizi doğrulamalı ve hesap durumunuzu kontrol etmelisiniz.
E-postalarla gelen eklentilere dikkat edin.
Güvendiğiniz bir adresten geliyor olsalar da, e-postaların eklentilerini açmak konusunda şüpheci davranmalısınız. E-postalarla birlikte gelen dosyaların içine saklanmış olan zararlı kodlar kişisel bilgilerinizin çalınmasına ya da başka güvenlik problemlerine yol açabilir. Phishing'den şüphelendiğinizde bankanıza haber verin. Adresinize gelen herhangi bir e-postadan şüphelendiğinizde zaman kaybetmeden durumu ilgili kuruma (banka, açık artırma sitesi vs.) bildirin ve şüpheli e-postayı kuruma iletin. Kurumların web sitelerinde bu tür durumlarda başvurabileceğiniz e-posta adreslerini bulabilirsiniz.
Tarayıcıların anti-phishing özellikleri
Phishing saldırılarının önlenmesi konusunda Internet Explorer, Firefox ve Safari gibi internet tarayıcılara büyük iş düşüyor. Tarayıcıları hazırlayanlar, programlarını bir adım öteye götürürken yeni kullanım özelliklerinin yanında güvenlik kavramını da ön planda tutmak zorundalar. Anti-phishing özellikleri günümüzün popüler tarayıcılarının yeni sürümleri olan Internet Explorer 7, Firefox 2 ve Opera 9'la birlikte standart olarak kullanıcıya sunulmuştu. Phishing'e karşı cephe almak üzere geçtiğimiz zaman zaman bir araya gelen 3 tarayıcı yapımcıları, tüm tarayıcılarda bulunacak bir güvenlik özellikleri konusunda ortak kararlar alıyorlar. Örneğin tarayıcılar güvenli bağlantı gerektiren bankalar, e-posta sağlayıcıları gibi sitelere girildiğinde bağlantının güvenilirliğini denetleyerek adres satırında renkli bir uyarı oluşturuyor. Güvenlik seviyesine göre değişen renkler, bütün tarayıcılarda standart olarak bulunan bir güvenlik önlemi haline gelmiş durumda.
Tuzağa düştüyseniz
Bir phishing saldırısıyla karşı karşıya gelerek kişisel bilgilerinizi yabancılara kaptırdığınızdan şüpheleniyorsanız, yapmanız gereken ilk iş vakit kaybetmeden hesap bilgilerinin ait olduğu banka ya da kurumu aramak. Yeterince çabuk davranabilmeniz çalınan bilgileriniz kullanmamadan önce hesaplarınızı dondura-bilir, kredi kartınızı bloke ettirebilirsiniz. Saldırganların sizden çabuk davranarak hesaplarınıza zarar verdiği durumlarda ise yapılacak şey yine bankayı aradıktan sonra Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmak.
Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’ye gelen Çinli turistin artması ve Çin ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 15 milyar doları bulması nedeniyle, İstanbul, Ankara, Aydın. Nevşehir ve İzmir’de Çince eğitimi vermeye başladı. Çince dersleri 2008-2009 eğitim döneminde 7 okulda verilirken, bu sayı gelecek yıl itibariyle artırılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü, Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısının son yıllarda artış sağlaması, Çin ile olan ticaret hacminin 15 milyar doları bulması ve Çin’in Türkiye’de Çin Sanayi Bölgesi oluşturmaya karar vermesi sonrasında Çince derslerini müfredata alma kararı aldı. Milli Eğitim Bakanlığı, İzmir, Ankara ve İstanbul’un Çin firmalarının yatırım yapabileceği en uygun kentler olarak ilan edilmesi nedeniyle Çince derslerini pilot olarak 7 okulda uygulamaya koydu.
Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürü Saadettin Sabaz, Türkiye’de turizm ve ticaret sektöründeki gelişmeler nedeniyle turizm meslek liselerinde verilen İngilizce, Almanca, Japonca ve Rusça’nın yanı sıra Çince derslerinin verilmesi kararı verdiklerini bildirdi. Bakanlık, Çince derslerinin verileceği pilot olarak 7 okul seçerken, bu okul sayısının gelecek yıllar itibariyle artırılması amaçlanıyor.
Çince derslerinin verileceği 7 okul ise şöyle:
“-Adana Nezihe Yalvaç Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi -Ankara Yenimahalle Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi -İstanbul Beşiktaş Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi -İstanbul Beşiktaş M.Ali Büyükanlı Anadolu Ticaret Meslek Lisesi -İzmir Karşıyaka M.Ali Lahur Anadolu Ticaret Meslek Lisesi -Nevşehir Anadolu Ticaret Meslek Lisesi.
Dolar, Avro karşısında son bir yılın en yüksek düzeyinde
ABD doları, avro karşısında son bir yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Avro, piyasalarda, 1,3933 doları gördükten sonra, 1,3954 dolar düzeyinden işlem görmeye başladı. Analistler, yatırımcıların küresel piyasalarda, mali sektör başta olmak üzere riskli yatırımlardan çekilerek dolar almaya başladıklarını vurguluyorlar. Uzmanlar ayrıca, Avrupa ekonomisindeki yavaşlamanın ABD'den daha hızlı olacağı ve Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indireceği beklentileri ile dolara alış geldiğini belirtiyor.
DOLAR İÇERİDE DE YÜKSELİYOR Bankalararası piyasada en iyi dolar alış kotasyonları 1.2580 YTL seviyesine kadar yükselerek dünkü spot kapanışa göre yüzde 1.67 yükseldi. ABD'li yatırımcıların ülke dışındaki pozisyonlarını kapatıp paralarını ABD'ye çekmeleri sonucu dolar/euro paritesinin son 1 yılın en yüksek seviyesine ulaşmasının iç piyasayı da etkilemesiyle dolar, YTL karşısında değer kazandı. Dolar/YTL kotasyonları en son 13 Haziran'da 1.2580 YTL seviyesinden işlem görmüştü.
Hülya Avşar, annesi, kardeşi Helin ve 5 arkadaşıyla hamam sefası yaptı.
Sarıyer’deki tarihi hamama yiyecekler getirten sanatçı, annesi ve kardeşiyle şarkılar söyledi. Avşar’ın, akciğer kanseri tedavisi gören annesinin isteği üzerine bu organizasyonu yaptığı öğrenildi.
Muhabirlik döneminde Dünya Kupası için Fransa'ya giden Acun Ilıcalı'nın bu numarasına çok güleceksiniz
Acun Ilıcalı, muhabirlik hayatındaki şok bir olayı anlattı. Dünya Kupası için Fransa’ya giden Ilıcalı, bir arkadaşının doğumgünü için Türkiye’ye döndüğü halde canlı yayında Paris’teymiş gibi nasıl numara yaptığını anlattı
1998 yılında Dünya Kupası için Fransa’ya giden Acun Ilıcalı, yaptığı bir oyunun canlı yayına nasıl yansıdığını anlatınca ekran başındakileri çok güldürdü. Ilıcalı, bu olayı şöyle aktardı:
"Paris üzerime üzerime geliyordu. Kız arkadaşım vardı o dönemde. Yalnız bir parantez açayım sonra da evlendim. Yani bu hayırlı bir iş. Doğumgünü vardı. Arkadaşım Esat aradı. ’Zeynep’e bir süpriz doğumgünü partisi yapıyoruz’ dedi. Ben de sevindim ’Süper’ dedim. ’Süpriz sensin abi’ dedi. ’Bir günlüğüne gel, kıza sürpriz yap, ondan sonra dönersin’ dedi. O arada ben her akşam Show Spor’a cep telefonuyla bağlantı yapıyordum. ’Gel burdan bağlan. Yazıyor mu telefonda, şu anda Acun Fransa’da diye’ dedi. Ben de gözümü kararttım, tamam dedim atladım uçağa geldim. Yaşgünü, ben girdim içeriye, herkes çok mutlu falan. Akşam ben yayına bağlanmadan yarım saat önce beni aradılar. ’Birazdan sana bağlanacağız’ dediler. ’Tamam, hazırım’ dedim. Brezilya çeyrek finaldeydi. Bana ’Hemen Champs-Elysees’ye git, Brezilya’lı taraftarların arasına gir, bize ordan güzel bir yayın yap’ dendi. ’Tabi abi, saygılar’! Kadıköy Moda’dayım. Nerden bulacağım Brezilya taraftarlarını. Bizim çocuklar ’Sen merak etme biz bağırırız Brazil, Brazil diye’ dediler. ’Bu iş sakat olursa biterim’ dedim. Karşımda da Öztürk Pekin var. En ufak bir falso olmaması lazım.
Evde 15-20 kişi var. Koroyu kurdum. Bağıracaklar ’Brazil, Brazil’ diye. Dedim ki ’Ben elimle hareket yapınca siz bağırın’. Bağlantı başladı. Brezilya çeyrek finalde, Champs-Elysees’de Brezilya’lı taraftarların sesleri dendi, ben elimle işaret verdim. Bizimkilerin tezahüratı lay lay lay lay...diye Neşe Karaböcek’in şarkısıyla. Ben bir yandan anlatıyorum, çeyrek final oldu, şu oldu, bu oldu diye, elimle de ’yapmayın’ diye işaret ediyorum. Ama beni bitirdiniz demek istiyorum o hareketle. Bizimkiler bu hareketten ’Sesimiz az çıkıyor, Acun’a yardımcı olamadık, evi inletelim de yüz akıyla bağlantı yapsın’ diye anlıyorlar. Ev ’lay lay lay lay’ diye inlemeye başladı. Tek çare koşmak diye düşündüm. Koridorda koşuyorum, bizimkiler de peşimde. En son kendimi banyoya attım. Bir şeyler söyledim ama ne dediğimi bile hatırlamıyorum. 2 dakikalık bağlantı benim ömrümden rahat bir 2 sene götürdü."
Canlı yayın sırasında İstanbul’daki stüdyoda spor haberlerini sunan Öztürk Pekin’in arkadan gelen sesleri duyduktan sonraki tepkisini de Ilıcalı şöyle anlattı:
"Öztürk ağbi orada bir laf soktu. ’Samba yapıyorlar herhalde’ dedi. Ben de ’Evet samba yapıyorlar, eğleniyorlar’ dedim ama lay lay lay diyen tipler. O gün kovulmadım ya Show TV’den, o yüzden herhalde beni hiç atmazlar"
Cennette hangi dilin konuşulacağını açıklayan Bugün Gazetesi yazarından ikinci bomba.
26.02.2008 20:47 Cennette hangi dil konuşulacak yazısı ile büyük ilgi çeken Bugün Gazetesi yazarı Mehmet Paksu bu kez kıyamet alametlerine değindi. İşte Paksu'dan yine çok konuşulacak bir yazı daha:
"Hocam, kıyamet alametlerinin yüzde kaçı görülmüştür? Bu alametler hakkında bilgi verir misiniz?" Kıyamet, bu imtihan meydanının kapanması ve dünyanın sonunun gelmesidir. Kıyametin nasıl kopacağı, dünyanın nasıl alt üst olup darmadağın olacağı da Kur'ân'da çok dehşetli sahneler halinde genişçe anlatılır. Kıyametin ne zaman kopacağını ise Kur'ân, Allah'ın bilgisine havale eder. (Lokman Suresi, 34.)
CENNETTE HANGİ DİL KONUŞULACAK?
Nasıl ki, küçük kıyamet olan insanın ölümünden önce saçı aklaşır, beli bükülür, yüzü gözü kırışırsa, dünyanın ölümü sayılan büyük kıyamet kopmadan önce de çok sayıda alametleri ortaya çıkar. Bu alametlerin ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağını da Kur'ân şöyle dile getiriliyor: "Kıyametin âniden başlarına gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onun alametleri şimdiden gelmiştir. Kıyamet koptuğunda ibret almaları neye yarar?" (Muhammed Suresi, 18.)
Kıyametin birkaç büyük alametini âyetlerde bulmak mümkün, ama çoğunu Peygamberimiz haber veriyor. Kıyamet alametleri hadis kitaplarında bütün ayrıntılarıyla anlatılırken, küçük ve büyük alametler olarak iki sınıfta incelenir. Birinci sınıfta yer alan küçük alametlerin neredeyse çoğunun çıktığını fark ederiz ki, buna göre dünyanın fazla bir ömrünün kalmadığı kanaatine varırız.
Küçük alametlerin bir kısmı şöyle sayılır: İlim ortadan kalkacak, cehalet yerleşecek. Sarhoşluk veren içkiler yaygınlaşacak. Çobanlar zenginleşerek bina yapımında yarışacaklar. Adam öldürme olayları ve fitne artacak. Elli kadına bir erkek düşecek derecede kadın nüfusu çoğalacak. Kadınlar sosyal konum açısından ön plana çıkarılacak. Kadınlar erkeklere benzemeye çalışacak.
Erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla yetinecekler. Zina açıkça işlenir hale gelecek. Kötülük ve fuhuş yayılacak. Açıklık yayılacak, hayâsızlık çoğalacak. İnsanlar hayatlarından bıkarak ölülere imrenecek. Allah Allah diyecek kimse kalmayacak. Geceyle gündüz birbirine eşit hale gelerek kıyametin kopuş zamanı yaklaşacak.
Camiler süslenecek, ama ibadete önem verilmeyecek. Cihad ve irşad faaliyetleri terk edilecek. Sadece din dışı ilimler öğrenilecek. Kur'ân'ın önemi insanlar tarafından unutulacak. Namaz kılınmayacak. Emanete riayet edilmeyecek. Ebeveyne isyan edilip beyler hanımlarının emrine girecek. Toplumlar geçmişlerine lanet okuyacak. Seviyesiz ve şahsiyetsiz kişiler yönetici olacak.
Yöneticiler insanlara zulmedecek. Liderliğe elverişli kimseler azalacak. Şerrinden korkulan kimselere itibar edilecek. Fâsıklar toplumun efendisi haline gelecek. Ahmak ve alçak insanlar dünyanın en mutlu insanları olacak. Ticareti dürüst olmayan kişilerin ele geçirecek. Yalancılar tasdik edilip doğru konuşanlara itibar edilmeyecek. Yıldız falına inanılacak. Ani ölümler çoğalacak. Cahiller ve dürüst olmayan sûfiler türeyecek. Akrabalık bağı kesilecek. Kitapların sayısı artacak. Gasp olayları çoğalacak...(TDV İslam Ansiklopedisi, "Kıyâmet Alâmetleri" maddesi) Kıyametin büyük alametlerini de bir başka yazımızda ele alalım.
"Hocam, kıyamet alametlerinin yüzde kaçı görülmüştür? Bu alametler hakkında bilgi verir misiniz?" Kıyamet, bu imtihan meydanının kapanması ve dünyanın sonunun gelmesidir. Kıyametin nasıl kopacağı, dünyanın nasıl alt üst olup darmadağın olacağı da Kur'ân'da çok dehşetli sahneler halinde genişçe anlatılır. Kıyametin ne zaman kopacağını ise Kur'ân, Allah'ın bilgisine havale eder. (Lokman Suresi, 34.)
Nasıl ki, küçük kıyamet olan insanın ölümünden önce saçı aklaşır, beli bükülür, yüzü gözü kırışırsa, dünyanın ölümü sayılan büyük kıyamet kopmadan önce de çok sayıda alametleri ortaya çıkar. Bu alametlerin ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağını da Kur'ân şöyle dile getiriliyor: "Kıyametin âniden başlarına gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onun alametleri şimdiden gelmiştir. Kıyamet koptuğunda ibret almaları neye yarar?" (Muhammed Suresi, 18.)
Kıyametin birkaç büyük alametini âyetlerde bulmak mümkün, ama çoğunu Peygamberimiz haber veriyor. Kıyamet alametleri hadis kitaplarında bütün ayrıntılarıyla anlatılırken, küçük ve büyük alametler olarak iki sınıfta incelenir. Birinci sınıfta yer alan küçük alametlerin neredeyse çoğunun çıktığını fark ederiz ki, buna göre dünyanın fazla bir ömrünün kalmadığı kanaatine varırız.
Küçük alametlerin bir kısmı şöyle sayılır: İlim ortadan kalkacak, cehalet yerleşecek. Sarhoşluk veren içkiler yaygınlaşacak. Çobanlar zenginleşerek bina yapımında yarışacaklar. Adam öldürme olayları ve fitne artacak. Elli kadına bir erkek düşecek derecede kadın nüfusu çoğalacak. Kadınlar sosyal konum açısından ön plana çıkarılacak. Kadınlar erkeklere benzemeye çalışacak.
Erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla yetinecekler. Zina açıkça işlenir hale gelecek. Kötülük ve fuhuş yayılacak. Açıklık yayılacak, hayâsızlık çoğalacak. İnsanlar hayatlarından bıkarak ölülere imrenecek. Allah Allah diyecek kimse kalmayacak. Geceyle gündüz birbirine eşit hale gelerek kıyametin kopuş zamanı yaklaşacak.
Camiler süslenecek, ama ibadete önem verilmeyecek. Cihad ve irşad faaliyetleri terk edilecek. Sadece din dışı ilimler öğrenilecek. Kur'ân'ın önemi insanlar tarafından unutulacak. Namaz kılınmayacak. Emanete riayet edilmeyecek. Ebeveyne isyan edilip beyler hanımlarının emrine girecek. Toplumlar geçmişlerine lanet okuyacak. Seviyesiz ve şahsiyetsiz kişiler yönetici olacak.
Yöneticiler insanlara zulmedecek. Liderliğe elverişli kimseler azalacak. Şerrinden korkulan kimselere itibar edilecek. Fâsıklar toplumun efendisi haline gelecek. Ahmak ve alçak insanlar dünyanın en mutlu insanları olacak. Ticareti dürüst olmayan kişilerin ele geçirecek. Yalancılar tasdik edilip doğru konuşanlara itibar edilmeyecek. Yıldız falına inanılacak. Ani ölümler çoğalacak. Cahiller ve dürüst olmayan sûfiler türeyecek. Akrabalık bağı kesilecek. Kitapların sayısı artacak. Gasp olayları çoğalacak...(TDV İslam Ansiklopedisi, "Kıyâmet Alâmetleri" maddesi) Kıyametin büyük alametlerini de bir başka yazımızda ele alalım.