GÜNCEL
HABERLER
BURADA



GÜNCEL
HABERLER
BURADA

Linkler

  • Rehberturk.info
  • Müzik klipleri
  • Türk Portal
  • Bikini Foto
  • Bilgiturk
  • Magazin Rüzgarları
  • Blog-türk
  • Msn Türk adress
  • Müzik seyret dinle
  • Türk futbolu
  • Türk Arama motoru
  • Sağıroda FOTO
  • Adres Bankası
  • Para Kredi
  • Klip Türk
  • Gizli kamera
  • KeyifliBlog
  • Video


    Dişi Ajdar
    Yılların Sevtap Parman'ından Ajdar'ı kıskandıracak "Que sera sera" yorumu. "when i was just a little girl i asked my mother, what will i be? will i be pretty, will i be rich here's what she said to me. que sera, sera, whatever will be, will be the future's not ours, to see que sera, sera what will be, will be."



    New John West
    Fisherman and Bear Fight


    Arabesk filminden
    komikbir sahne


    Gösterelim anam!

    7/8/2009

    Bu filmi yapmadan ölmek istemiyorum


    Yekta Kopan ve Burcu Esmersoy'un sundukları 'Yaz Gecesi Şovu'na konuk olan Niran Ünsal, bir film hikayesi yazdığını söyleyerek "Yeni bir film senaryosu hazırladım. Aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi bu. Benim için çok önemli bir proje. İnşallah gerçekleştirme fırsatım olacaktır diye umut ediyorum" şeklinde konuştu.

    Televizyon gazetesinin haberine göre, 'Kimsesiz Hayatlar' adındaki öyküyü kendisinin oluşturduğunu ifade eden Niran Ünsal, hikayeyi film yapmak istediğini ancak olmazsa dizi de yapılabileceğini belirtti.

    Konusunu 3. sayfa haberlerinden alan hikayesinde, çöpe atılan çocuklardan bahsedildiğini anlatan Ünsal, "Türkiye'de hala geçtiğimiz 15 yıla damgasını vuran çok önemli olaylardan bir tanesi. Gazetelerde, televizyonlarda sık sık gördüğümüz bir takım şeyler. Daha hiç işlenmemiş bir konu üstelik; çöpe atılan çocuklar" şeklinde konuştu.

    Kimsesiz çocuklardan yola çıkarak böyle bir hikaye yazdığını ifade eden Niran Ünsal, "Bir çok konser verdim böyle yerlerde. Onların içine girdim, onları gözlemledim, dinledim, onların ruh halini anlamaya çalıştım. Oradaki çocukların hepsi bütün erkeklere baba, bütün kadınlara anne diyorlar. Anne olunca da biraz daha herhalde bu dürtüler biraz daha kamçılıyor galiba" diye konuştu.

    BU FİLMİ YAPMADAN ÖLMEK İSTEMİYORUM

    Niran Ünsal, yazdığı hikayenin Fatih isimli çöpe atılan bir çocuğun hikayesiyle başladığını söyledi. "Çok enteresan bir konusu var. Çok aykırı ve dik bir konuya sahip" diyen Ünsal, şu anda senaristlerle görüştüğünü belirterek "Ben bu filmi yapmadan ölmek istemiyorum açıkçası" dedi.

    Ünsal, filmde de asla oynamayacağını söyleyerek filmden elde edilecek gelirin de yurtlarda büyüyen kimsesiz çocuklara bağışlanacağı bilgisini verdi.

    15/4/2007

    Yarasa Adam yine uçacak

    Batman Begins’in devamı niteliğinde olan The Dark Knight filminde Tom Cruise’un karısı Kate Holmes’dan boşalan role Secretary filmiyle adını duyuran Maggie Gyllenhaal'ın getirileceği açıklandı.



    Holmes Ocak ayında filmden ayrıldığını açıklamıştı. Ayrıca Joker rolünde Heath Ledgar ve Two-face (iki yüz) rolünde ise Aaron Eckhart’ın olacağı bildirildi. Filmin 2008 yılının yaz aylarında gösterime girmesi bekleniyor.

    1/4/2007

    Paris, I Love You

    Paris, Je T’Aime

    20 yönetmenin bakışından, 20 farklı aşk hikayesi!

    Claudia Ossard - Emmanuel Benbihy, Olivier Assayas, Frederic Auburtin - Gerard Depardieu, Gurinder Chadha, Sylvain Chomet, Joel - Ethan Coen, Isabel Coixet, Wes Craven, Alfonso Cuaron, Christopher Doyle, Richard La Gravenese, Vincenzo Natali, Alexander Payne, Bruno Podalydes, Walter Salles - Daniela Thomas, Oliver Schmitz, Nobuhiro Suwa, Tom Tykwer - Gus Van Sant’ın yarattıkları farklı ve ayrıcalıklı bir film ‘Paris, seni seviyorum’.

    Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla ‘Paris, seni seviyorum’da Paris’i yeniden keşfedeceksiniz.


    alin tasciyan yorumu

    Romantizmin başkentinde...


    Paris romantize edilen bir kenttir... Edebiyatta, müzikte, plastik sanatlarda ve tabii sinemada! Dünyanın en romantik kenti gibi sunulur, orada aşkın bir başka yaşandığı iddia edilir, Montmartre’ın otantik atmosferi, kafeler, köprüler, parklar, hatta metro aşka mekan olur Paris’te. Kimine göre gerçekten de öyledir kimine göre Eiffel Kulesi çirkin bir demir yığınıdır!
    “Paris, Seni Seviyorum” ünlü yönetmen ve oyuncuları son derece cazip bir konu etrafında ortak bir mekanda birleştiren bir proje. Aşk ve Paris her ne kadar sinemada çiğnene çiğnene sakız olmuşsa da geniş olanaklarıyla halen daha yaratıcılık potansiyeline sahip. Beş-dokuz dakika arasında değişen sürelerde bu potansiyeli iyi değerlendirenler de var “Paris, Seni Seviyorum”da, hafif eğlenceliklerle boşluk dolduran da...
    Şimdiye dek mizahlarına hep hayran olduğumuz Coen biraderler kendi standartlarının altında bir filme imza atmış: Steve Buscemi elindeki Paris rehberini geç okuyup metroda insanlarla göz göze gelmemeyi ihmal edince, kıskanç ve saldırgan Fransız erkeğiyle kışkırtıcı Fransız kadını arasında mağdur olan Mona Lisa hayranı Amerikalı turisti canlandırıyor. Korku filmlerinin ustası Wes Craven örneğin Pere Lachaise’de Oscar Wilde’ın mezarı başında geçen bir balayı öyküsünde en az onlar kadar komik olabilmiş.

    Eklektik bir toplam

    Öte yandan Tom Tykwer görme engelli dilbilimci bir delikanlıyla aktris sevgilisinin ilişkisinden anti-konvansiyonel, sürprizli bir kısa film çıkarmayı başarmış. Alexander Payne ise Paris’te aşk temasında dahi sıradan Amerikalıları eleştirmekten geri durmamış!

    Isabelle Coixet’nin “Bastille”i de genç metresi olan bir adamın karısının ani hastalığı yüzünden nasıl ona yeniden aşık olduğunu anlatan çok dokunaklı bir iş. Walter Salles’in Paris’in yoksul göçmenlerin yaşadığı banliyöleriyle merkezdeki zengin burjuvalar arasındaki hayat standardı farkını vurgulamaya çalışması Vincenzo Natali’nin hoş ve boş vampir aşkı yanında kaydadeğer bir çalışma elbette.

    Yapım değerleri yüksek tutulan, teknik yönden son derece şık “Paris, Seni Seviyorum”un avantajı da dezavantajı da herkesin kendince bir şeyler bulabileceği bir antoloji olması. 11 Eylül ya da AB üzerine yapılan filmler bile açık çek almalarına karşın siyasi keskinlikten yoksun kalmışken güzelliği, görkemi, romantizmi adeta dikte ettirilen Paris’e dair güçlü bir yapıt beklememeliyiz, herhalde.



    Milliyet sinema



    1/4/2007

    Hollywood'a kapı açıldı

    Deniz Akkaya'nın Ölümle Dans adlı filmdeki tecavüz sahnesi seyircilerden tam not aldı.

    Çekimleri ABD'de yapılan Türk-Hollywood ortak yapımı 'Ölümle Dans'ın galası yapıldı. Geceye, Deniz Akkaya'nın oynadığı tecavüz sahnesi damgasını vurdu.

    New Films International ve Hermes Film'in, Türk oyuncuların da yer aldığı aksiyon filmi "Ölümle Dans"ın galası, önceki akşam İstanbul'daki Carrefour AFM Sinemaları'nda yapıldı. Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) yararına yapılan galaya filmde rol alan Michael Madsen ve Bai Ling'in yanı sıra, Tamer Karadağlı, Yelda Reynaud ve Deniz Akkaya katıldı. Banka soygunundan sonra yakınlardaki bir kafeteryaya sığınan üç kişinin, o sırada içeride bulunan iki katil tarafından müşterilerle rehin alınmasını konu alan filmde bir TV muhabirini oynayan Deniz Akkaya, "Bir rüyamızın gerçek olduğunu düşünüyorum" dedi. Akkaya filmin başlarındaki tecavüze uğradığıMadsen böyle teşekkür etti.sahneyle, seyircilerden tam not aldı. Tecavüz sahnesinin çok gerçekçi olduğu konuşuldu.

    'BU SADECE BİR BAŞLANGIÇ'
    Filmde karanlık işadamı "Nicolea Duca" karakterini oynayan Tamer Karadağlı ise "Bence bizim için bir kapı aralandı. Biz ayağımızı o kapıdan uzattık. Bizden sonra başkaları daha büyük hamleler yapacaktır. Film kültürel alışveriş açısından çok önemli. Türk ve ABD'li oyuncuların aynı karede olması çok önemli. Bu sadece bir başlangıç. Önemli olan hayal etmek" dedi. Michael Madsen ise, "Film çok güzel oldu. Türkiye çok güzel bir ülke" şeklinde konuştu.

    Öner ÖNGÜN -SABAH


    Blogcu ile yapıldı