Dişi Ajdar
Yılların Sevtap Parman'ından Ajdar'ı kıskandıracak "Que sera sera" yorumu. "when i was just a little girl i asked my mother, what will i be? will i be pretty, will i be rich here's what she said to me. que sera, sera, whatever will be, will be the future's not ours, to see que sera, sera what will be, will be."
Yekta Kopan ve Burcu Esmersoy'un sundukları 'Yaz Gecesi Şovu'na konuk olan Niran Ünsal, bir film hikayesi yazdığını söyleyerek "Yeni bir film senaryosu hazırladım. Aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi bu. Benim için çok önemli bir proje. İnşallah gerçekleştirme fırsatım olacaktır diye umut ediyorum" şeklinde konuştu.
Televizyon gazetesinin haberine göre, 'Kimsesiz Hayatlar' adındaki öyküyü kendisinin oluşturduğunu ifade eden Niran Ünsal, hikayeyi film yapmak istediğini ancak olmazsa dizi de yapılabileceğini belirtti.
Konusunu 3. sayfa haberlerinden alan hikayesinde, çöpe atılan çocuklardan bahsedildiğini anlatan Ünsal, "Türkiye'de hala geçtiğimiz 15 yıla damgasını vuran çok önemli olaylardan bir tanesi. Gazetelerde, televizyonlarda sık sık gördüğümüz bir takım şeyler. Daha hiç işlenmemiş bir konu üstelik; çöpe atılan çocuklar" şeklinde konuştu.
Kimsesiz çocuklardan yola çıkarak böyle bir hikaye yazdığını ifade eden Niran Ünsal, "Bir çok konser verdim böyle yerlerde. Onların içine girdim, onları gözlemledim, dinledim, onların ruh halini anlamaya çalıştım. Oradaki çocukların hepsi bütün erkeklere baba, bütün kadınlara anne diyorlar. Anne olunca da biraz daha herhalde bu dürtüler biraz daha kamçılıyor galiba" diye konuştu.
BU FİLMİ YAPMADAN ÖLMEK İSTEMİYORUM
Niran Ünsal, yazdığı hikayenin Fatih isimli çöpe atılan bir çocuğun hikayesiyle başladığını söyledi. "Çok enteresan bir konusu var. Çok aykırı ve dik bir konuya sahip" diyen Ünsal, şu anda senaristlerle görüştüğünü belirterek "Ben bu filmi yapmadan ölmek istemiyorum açıkçası" dedi.
Ünsal, filmde de asla oynamayacağını söyleyerek filmden elde edilecek gelirin de yurtlarda büyüyen kimsesiz çocuklara bağışlanacağı bilgisini verdi.
Batman Begins’in devamı niteliğinde olan The Dark Knight
filminde Tom Cruise’un karısı Kate Holmes’dan boşalan role Secretary
filmiyle adını duyuran Maggie Gyllenhaal'ın getirileceği açıklandı.
Holmes Ocak ayında filmden ayrıldığını açıklamıştı. Ayrıca Joker
rolünde Heath Ledgar ve Two-face (iki yüz) rolünde ise Aaron Eckhart’ın
olacağı bildirildi. Filmin 2008 yılının yaz aylarında gösterime girmesi
bekleniyor.
Claudia
Ossard - Emmanuel Benbihy, Olivier Assayas, Frederic Auburtin - Gerard
Depardieu, Gurinder Chadha, Sylvain Chomet, Joel - Ethan Coen, Isabel
Coixet, Wes Craven, Alfonso Cuaron, Christopher Doyle, Richard La
Gravenese, Vincenzo Natali, Alexander Payne, Bruno Podalydes, Walter
Salles - Daniela Thomas, Oliver Schmitz, Nobuhiro Suwa, Tom Tykwer -
Gus Van Sant’ın yarattıkları farklı ve ayrıcalıklı bir film ‘Paris,
seni seviyorum’.
Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick
Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası
oyuncularla ‘Paris, seni seviyorum’da Paris’i yeniden keşfedeceksiniz.
Romantizmin başkentinde...
Paris
romantize edilen bir kenttir... Edebiyatta, müzikte, plastik sanatlarda
ve tabii sinemada! Dünyanın en romantik kenti gibi sunulur, orada aşkın
bir başka yaşandığı iddia edilir, Montmartre’ın otantik atmosferi,
kafeler, köprüler, parklar, hatta metro aşka mekan olur Paris’te.
Kimine göre gerçekten de öyledir kimine göre Eiffel Kulesi çirkin bir
demir yığınıdır! “Paris, Seni Seviyorum” ünlü yönetmen ve oyuncuları
son derece cazip bir konu etrafında ortak bir mekanda birleştiren bir
proje. Aşk ve Paris her ne kadar sinemada çiğnene çiğnene sakız olmuşsa
da geniş olanaklarıyla halen daha yaratıcılık potansiyeline sahip.
Beş-dokuz dakika arasında değişen sürelerde bu potansiyeli iyi
değerlendirenler de var “Paris, Seni Seviyorum”da, hafif
eğlenceliklerle boşluk dolduran da... Şimdiye dek mizahlarına hep
hayran olduğumuz Coen biraderler kendi standartlarının altında bir
filme imza atmış: Steve Buscemi elindeki Paris rehberini geç okuyup
metroda insanlarla göz göze gelmemeyi ihmal edince, kıskanç ve
saldırgan Fransız erkeğiyle kışkırtıcı Fransız kadını arasında mağdur
olan Mona Lisa hayranı Amerikalı turisti canlandırıyor. Korku
filmlerinin ustası Wes Craven örneğin Pere Lachaise’de Oscar Wilde’ın
mezarı başında geçen bir balayı öyküsünde en az onlar kadar komik
olabilmiş.
Eklektik bir toplam
Öte
yandan Tom Tykwer görme engelli dilbilimci bir delikanlıyla aktris
sevgilisinin ilişkisinden anti-konvansiyonel, sürprizli bir kısa film
çıkarmayı başarmış. Alexander Payne ise Paris’te aşk temasında dahi
sıradan Amerikalıları eleştirmekten geri durmamış!
Isabelle
Coixet’nin “Bastille”i de genç metresi olan bir adamın karısının ani
hastalığı yüzünden nasıl ona yeniden aşık olduğunu anlatan çok
dokunaklı bir iş. Walter Salles’in Paris’in yoksul göçmenlerin yaşadığı
banliyöleriyle merkezdeki zengin burjuvalar arasındaki hayat standardı
farkını vurgulamaya çalışması Vincenzo Natali’nin hoş ve boş vampir
aşkı yanında kaydadeğer bir çalışma elbette.
Yapım değerleri
yüksek tutulan, teknik yönden son derece şık “Paris, Seni Seviyorum”un
avantajı da dezavantajı da herkesin kendince bir şeyler bulabileceği
bir antoloji olması. 11 Eylül ya da AB üzerine yapılan filmler bile
açık çek almalarına karşın siyasi keskinlikten yoksun kalmışken
güzelliği, görkemi, romantizmi adeta dikte ettirilen Paris’e dair güçlü
bir yapıt beklememeliyiz, herhalde.
Deniz Akkaya'nın Ölümle Dans adlı filmdeki tecavüz sahnesi seyircilerden tam not aldı.
Çekimleri ABD'de yapılan
Türk-Hollywood ortak yapımı 'Ölümle Dans'ın galası yapıldı. Geceye,
Deniz Akkaya'nın oynadığı tecavüz sahnesi damgasını vurdu.
New Films International ve
Hermes Film'in, Türk oyuncuların da yer aldığı aksiyon filmi "Ölümle
Dans"ın galası, önceki akşam İstanbul'daki Carrefour AFM Sinemaları'nda
yapıldı. Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) yararına yapılan galaya
filmde rol alan Michael Madsen ve Bai Ling'in yanı sıra, Tamer
Karadağlı, Yelda Reynaud ve Deniz Akkaya katıldı. Banka soygunundan
sonra yakınlardaki bir kafeteryaya sığınan üç kişinin, o sırada içeride
bulunan iki katil tarafından müşterilerle rehin alınmasını konu alan
filmde bir TV muhabirini oynayan Deniz Akkaya, "Bir rüyamızın gerçek
olduğunu düşünüyorum" dedi. Akkaya filmin başlarındaki tecavüze uğradığısahneyle, seyircilerden tam not aldı. Tecavüz sahnesinin çok gerçekçi olduğu konuşuldu.
'BU SADECE BİR BAŞLANGIÇ' Filmde karanlık işadamı "Nicolea Duca" karakterini oynayan
Tamer Karadağlı ise "Bence bizim için bir kapı aralandı. Biz ayağımızı
o kapıdan uzattık. Bizden sonra başkaları daha büyük hamleler
yapacaktır. Film kültürel alışveriş açısından çok önemli. Türk ve
ABD'li oyuncuların aynı karede olması çok önemli. Bu sadece bir
başlangıç. Önemli olan hayal etmek" dedi. Michael Madsen ise, "Film çok
güzel oldu. Türkiye çok güzel bir ülke" şeklinde konuştu.