Dişi Ajdar
Yılların Sevtap Parman'ından Ajdar'ı kıskandıracak "Que sera sera" yorumu. "when i was just a little girl i asked my mother, what will i be? will i be pretty, will i be rich here's what she said to me. que sera, sera, whatever will be, will be the future's not ours, to see que sera, sera what will be, will be."
Başbakan Erdoğan saat 16.00'da daha önce Sezer için hazırladığı ancak
Gül'e kalan liste ile Köşk'e çıktı...Başbakan Erdoğan Köşk'e sundu,
Cumhurbaşkanı Gül onayladı. Ve işte yeni kabine....
İŞTE 60’INCI HÜKÜMET
Kabine 25 kişi 9 Devlet Bakanlığı var 3 tanesi Başbakan yardımcısı
Başbakan Yardımcıları ve Devlet Bakanları şöyle: - Cemil Çiçek - Hayati Yazıcı - Nazım Eren
Diğer Devlet Bakanları:
- Mehmet Aydın - Murat Başesgioğlu - Kürşad Tüzmen - Nimet Çubukçu - Mehmet Şimşek - Sait Yazıcıoğlu
Dışişleri Bakanı Ali Babacan
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Milli Eğitim Bakanı: Hüseyin Çelik İçişleri Bakanı Beşir Atalay Bayındırlık Bakanı Nafiz Özak Enerji Bakanı Hilmi Güler Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Çalışma Bakanı Faruk Çelik Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ Tarım Bakanı Mehdi Eker Çevre ve Orman Bakanı Veysi Eroğlu Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül Kültür Bakanı Ertuğrul Günay
ERDOĞAN: GÜÇLÜ BİR KADROMUZ VAR
Başbakan Erdoğan, 60. hükümeti açıklamadan evvel şu açıklamayı yaptı: Onaylanan
listemizi size açıklamadan önce yeni dönemle ilgili bir değerlendirme
yapacağım. Görev üstlendiğim tarihten itibaren değerlendirmelerimi en
geniş şekilde yaptım. Yeni Bakalar Kurulu kadromuzu liyakata göre
hazırladım. İsimleri hazırlarken geçen dönemin tecrübelerini göz önünde
bulundurarak politikalarımızı devam ettirmeye çalıştım. Özgürlük ve refah birbirini besler.
Yeni dönemde de daha çok özgürlük ve refah üretmek için çalışacağız. Atatürk’ün söylediği “Millete efendilik ancak ona hizmetle olur”
İbrahim
Tatlıses bu kez izleyenlerin karşısına siyasetçi kimliği ile çıktı.
Genç Parti'ten vekil adayı olan Tatlıses, Okan Bayülgen'in sunduğu "Bu
sizi ilgilendiriyor" programına konuk oldu.
Programın daha başında Tatlıses bir çam devirdi. Çevre sorunlarının tartışıldığı bölümde gündeme Kyoto Protokolü geldi. Tatlıses'ten gelen konuyla ilgili yorum "O ne ki..." oldu...
Şarkıcı Tatlıses'in Kyoto'yu bilmemesi elbette mesele değil. Ancak milletvekili adayı olan bir ismin bu yanıtı vermesi, eksi
KYOTO SÖZLEŞMESİ NEDİR? Küresel ısınmaya karşı alınacak önlemleri içeren uluslararası Kyoto Sözleşmesi 16 Şubat 2005 tarihinde resmen yürürlüğe girdi. Japonya'nın eski imparatorluk başkenti Kyoto'da Nisan 1997'de imzalanan ve şimdiye kadar 140 ülke tarafından onaylanan Uluslararası Kyoto iklim sözleşmesi, taraf ülkelerin sera etkisine yol açan gazların havaya karışmasını engelleyecek ya da azaltacak önlemler almasını gerektiriyor. Bu tür gazların en çok havaya karışmasına neden olan ülke ABD ise sözleşmeyi imzalamadı. Sözleşme, başta petrol olmak üzere fosil enerji kaynaklarının kullanımına kısıtlama getirilmesini gerektiriyor.
puan olarak hanesine yazıldı.
Kyoto'dan bi-haber olan Tatlıses program boyunca da garip ifadeler kullandı. İşte İbrahim Tatlıses’in incileri:
*"Ben halkiyatçıyım" (Ben halktanım demek isterken... (Halkiyat: Halk bilimi, folklor.)
*"Ben Tatlıses lahmacun firması kurdum, 20 tane ile dağıttım. Reklama girmiyor değil mi, McDonalds falan dersem..." (Gülüşmeler)
*"Ben jet turizmim, ben hiç uyumam ki..." (Siyaset ve müziği birlikte götürebilecek gücünün olduğunu söylemeye çalışırken...
*"Arapça biliyorum, ana dilim olan Türkçe’yi biliyorum, biraz Almanca biliyorum..." (Bildiği dilleri sayarken...)
*"Ben bu anketi anlayamıyorum, yani bunu sokaktaki insana mı soruyorlar?"
*"Ben bir gece bir program yaptım, milyarlarca telefon aldım, ama program 19. oldu" (Reytinglerin doğru olmadığını anlatmaya çalışırken...)
*"Bana lazım olan 12 kişi.
1 tane masör, 3 tane menajer, 2 tane şöför, 4 tane koruma, 1 tane
yemeklere hizmet eden kişi. 12 kişi, benim ne işim var şirketlerle...)
(Tatlıses, paragöz olsaydı 400 kişi çalıştırmayacağını kendisine 12
kişinin yeteceğini söylerken... Sayıların toplamı 11...)
*"Doların başına döndü, miğdesi bulandı" (Cumhurbaşkanlığı tartışmalarının ekonomik etkilerini anlatırken...)
Eskişehir mitinginde konuşan DP lideri Mehmet Ağar, 'İnsafsızca eleştirildik, bize iftira attılar, ayıp ettiler. Yıllardır ne zaman başları sıkışsa ilk çaldıkları kapı biz olmuşuzdur' dedi.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, ''Millet arasında olmayan bir bölünmenin, siyaset yoluyla millete dayatılmasına sonuna kadar karşı çıkacağız'' dedi. Ağar, partisince Eskişehir'de düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, birilerinin ''terörle mücadeleyi ABD'ye havale etmek istediğini, ancak onun altında kaldığını'' savundu.
''Birileri de çok hiddetlenip bağırınca terörle mücadele olur zannediyor'' diyen Ağar, ''Siz hepiniz evde uyurken, yemek yerken ben dağda, bayırda, ovada göğsümü siper ettim'' diye konuştu. Türkiye'nin her dağını, ovasını, mezraasını, sokağını, yöresini nokta nokta bildiğini dile getiren Ağar, ''Türkiye'nin üzerine gelecek tehlikelerin arkasında hangi güç varsa, onun arkasında ne varsa, gölgenin arkasındaki gölgenin hesabını benden başka bilen varsa çıksın istediği televizyonda tartışalım'' dedi.
Muhalefet liderlerine ''Bu iktidarı siz getirdiniz'' diye seslenen Ağar, kendisinin dışında seçime yeni giren bir parti genel başkanının olmadığını ifade etti. Ağar, ''Bunlar bu iktidarı getirdi. Ağar bu iktidarı götürecek '' şeklinde konuştu.
Terörle mücadelenin akıl, cesaret ve yürek işi olduğunu, ''çocuk oyuncağı olmadığını'' ifade eden Ağar, şunları kaydetti: ''Terörle mücadele, oturup birbirinize laf yetiştirme değildir. Bilmeyenler için Türkiye'de terörün tarihi vardır. Oturup okuyun, Türkiye'de kim ne yaptı, kim hangi riskleri aldı, bu riskleri alanlara sizin tavrınız ne olmuş, tavşan yürekleriniz ne olmuş, açın o sayfalarda okuyun. Herkes temiz olsun. DP iktidarında Türkiye'de silahlar, bombalar patlamayacak. Şehit cenazelerinin üzüntüsünü ortadan kaldırmaya and içerek geliyoruz. Türkiye silahın, terörün olmadığı bir Türkiye olacaktır. Hiç bir çocuğun canını, Allah'ın verdiği tabii ömrü dışında almaya cesaret edemeyecekler.''
Milletin; inanç, başörtüsü üzerinden siyaseti reddedeceğini ifade eden Ağar, ''Millet arasında olmayan bir bölünmenin, siyaset yoluyla millete dayatılmasına sonuna kadar karşı çıkacağız'' dedi. DP'nin, milletin değerlerini uyum içerisinde taşıyabilen yegane parti olduğunu savunan Ağar, iktidarın ve Ana Muhalefet'in milleti böldüğünü ileri sürdü. Ağar, İktidarın çiftçisine vermeye kıyamadığı parayı, yabancı ülkelere vermekte tereddüt etmediğini iddia etti.
''BANA ÖZÜR BORÇLARI VAR''
İktidarın, cumhurbaşkanlığı seçiminden dolayı kendisini mağdur ilan ettiğini söyleyen Ağar, ''Cumhurbaşkanlığı seçimi, seçim taktiği halinde oynanmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi bir demokrasi meselesi değil, siyasi mücadele işidir'' görüşünü dile getirdi.
Partisinin, CHP'nin ''dayatmacı zihniyeti karşısında her zaman kale gibi durduğunu'' kaydeden Ağar, iktidarın ''parti içi çekişmeleri, birbirlerini ekarte etmeleri işini mağduriyet gibi sunduğunu'' savundu. Başbakanlığın ve Dışişleri Bakanlığının mağduriyet yeri olamayacağını dile getiren Ağar, şunları kaydetti: ''İktidar, (Bunlar demokrasiye karşı çıktılar. Müslüman cumhurbaşkanı seçtirmediler) diye fısıltı yapıyor. Ben kaymakamlık, emniyet müdürlüğü, valilik, bakanlık yaptım. Türkiye'de inançlı, imanlı bir Allah'ın kulunun Ağar'dan şikayeti varsa, ben kendimi bütün bu görevleri yapmamış sayacağım. Vicdansızca, insafsızca bize iftira ettiler, ayıp ettiler. Bana açıkça özür borçları var. Çünkü, kendilerinin başları dertte olduğu vakit yıllarca çaldıkları kapı biz olmuşuzdur.''
Ağar, konuşmasının sonunda partisinin Eskişehir milletvekili adaylarını tanıttı. Mitinge, Ağar'ın eşi Emel Ağar da katıldı. Ağar'ın sözleri ''Vur vur inlesin Tayyip dinlesin'', ''Başbakan Ağar'' sloganlarıyla kesilirken, ''DP'yi destekliyoruz. ANAVATANLILAR'' pankartı dikkat çekti.
Cumhurbaşkanlığı seçimine değinen Baykal, Cumhurbaşkanlığı seçimi
konusuna büyük bir iyi niyetle yaklaştıklarını ve bir AK Partilinin
cumhurbaşkanı seçilmesinin de mümkün olduğunu söylediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı
seçimi sırasında, sadece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı
Bülent Arınç'ın seçilmesini istemediği yönünde görüş bildirdiğini
belirten Baykal, gazetecilerle yapılan bir oturum sırasında kendisine
Abdüllatif Şener'in sorulduğunu, bu konuda da bir yorumunun olmadığını
söyledi.
Şener'i sadece "olmaz diye saydıklarının arasında
telaffuz etmediğini" vurgulayan Baykal, "Anlıyorum ki şimdi Başbakan,
cumhurbaşkanı seçimindeki başarısızlığına kulp ararken, (Deniz Baykal
Şener'i ima etti, ondan dolayı seçemedik. İma etmemiş olsaydı seçerdik)
demeye getiriyor. Bu Türkiye'yi yönetenlerin nasıl ciddiyetten,
sorumluluktan uzak, görevlerini kavrayamamış bir anlayışta olduğunu
gösteriyor" dedi.
CHP lideri, "Türkiye'de demokrasi
işleyecektir. Seçim parlamentomuzun yapısını ortaya koyacaktır. O
yapının içinde mutlaka uzlaşmayla anayasamızın öngördüğü
cumhurbaşkanını seçeceğiz. Kimsenin; kriz şantajı, tehdidi yapmasına ne
milletimiz izin verecektir, ne de biz izin vereceğiz" şeklinde konuştu.
"Erdoğan bir türlü toparlanamadı"
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçiminden sona "bir türlü
toparlanamadığını" öne süren Baykal, "Başbakan Erdoğan,
cumhurbaşkanlığı sendromu diyorum, ayaküstü teşhis koymam gerekirse,
öyle bir sendrom yaşıyor. Bir türlü kendisini bundan sıyıramadı. Bırak
artık, orada yanlış yaptın, yüzüne gözüne bulaştırdın. O kaza yaptığı
yere dönüp gelirmiş ya insanlar, onun gibi vaziyet var Başbakan'da"
dedi.
Baykal, AK Parti'nin 364 milletvekili ile "cumhurbaşkanı
seçmeyi başaramadığı"nı belirterek, "Sen bu işi yapamadın, yüzüne
gözüne bulaştırdın. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin altında kaldın.
İktidar ağlama yeri değildir. Bu başarısızlıktır ama hazmedemedi.
Başbakan tuttu (Ben de Anayasa'nın seçim maddelerini değiştiririm)
dedi. Bu ciddi bir iş, yol var, yöntemi var. Çalışacaksın
tartıştıracaksın, (Hayır hemen yapacağım) dedi" şeklinde konuştu.
"Çiftçiye sahip çıkmak istedik"
Deniz
Baykal, seçime girerken çiftçiye sahip çıkmak istediklerini, bu amaçla
çiftçinin girdi maliyetlerini düşürmeyi hedeflediklerini de ifade etti.
Bu amaçla ilk olarak mazottaki ÖTV'yi kaldıracaklarını dile
getiren Baykal, "Türkiye'de ÖTV nereden geliyor, hangi ihtiyaçla çıkmış
ÖTV, eskiden var mıydı? Yoktu. ÖTV ne zaman ortaya çıktı? Ankara açık
vermeye başladı, bütçe açıkları yükseldi. (Bu açıkları kapatmak için
kaynak arayalım) dediler. Kaynak ararken, çiftçinin mazotuna da maliyet
dışı, İran'a, Irak'a, Libya'ya, Suudi Arabistan'a petrol alırken
ödediğimiz parayla hiç ilgisi olmayan, bayi karıyla, nakliyeyle hiçbir
ilgisi olmayan ek bir Ankara payı diye, devlet payı diye ek bir vergi
kondu. Biz ne söylüyoruz bu durumda, çiftçiye devlet bütçesinden tek
taraflı olarak nakit nakit para verelim mi diyoruz, hayır onu
demiyoruz,(Çiftçinin cebinden elini çek Tayyip Erdoğan) diyoruz" dedi.
DEMOKRAT Parti (DP) Kayseri'de milletvekili seçimlerine katılacak
adaylarını partililere ve medyaya tanıttı. Kayseri'de AKP, CHP ve MHP
listelerinde tek kadın aday bile bulunmamasına karşın, DP listesinde 3
kadının bulunduğu belirtildi.
DP, Kayseri'de aday gösterdiği işadamı Mustafa Eraslan, bürokrat Coşkun
Arık, avukat Necla Erdoğan, eğitimci Yüksel Poyraz, çiftçi Mehmet
Bayraklı, işkadını Zühal Gözüküçük, müteahhit Doğan Güven ve eğitimci
Mualla Gürses'i kamuoyuna tanıttı. Bir düğün salonundaki tanıtıma DP
Genel Sekreteri Atilla Ataman ve çok sayıda partili katıldı.
Kayseri'de
AKP, CHP ve MHP gibi 8 milletvekilliği için şanslı görünen siyasi
partilerin listelerinde bir tek kadın aday bile bulunmamasına karşın,
DP'nin 3 kadın aday göstermesi diğer partilere nispet olarak
değerlendirildi. DP'nin kadın adaylarından avukat necla Erdoğan, şöyle
dedi:
“Partimiz adı gibi demokrat olduğunu adaylar arasında
cinsiyet ayırımı yapmadan göstermiş, Kayseri'deki diğer partilere de 8
kişilik milletvekili listesinde 3 bayana yer vererek, örnek olmuştur. O
nedenle Kayserili bayan seçmenleri bizi desteklemeye, hangi partiden
olurlarla olsunlar bu seçimde oylarını bize atmaya davet ediyoruz.
kamuoyunda çok tartışılan bayan aday neden yok eleştirileri Kayseri’de
DP için geçerli değildir.”
Demokrat Parti, daha önce 20 Haziran’da Antalya’da yapacağını duyurduğu ilk mitingini Aydın’da gerçekleştirecek.
Demokrat Parti (DP) miting programında bazı
değişiklikler yapıldı. Daha önce 20 Haziran’da Antalya’da ilk mitingi
yapılacağı duyurulan DP, yeni düzenlemeye göre, ilk mitingini Aydın’da
gerçekleştirecek.
Başbakan Erdoğan 1 Mart Tezkeresi’ne muhaliflerin önemli bir kısmını ve
Milli Görüşçüler’i liste dışı bıraktı. Küskün olan AKP’liler, ’Ali
Dibocu ve çetecilerin’ ödüllendirildiğini öne sürdüler. Bazıları da
listeyi ’27 Nisan’ veya ’Dolmabahçe listesi’ diye tanımladı.
AKP’de liste depremi yaşanıyor. Aday olamayan milletvekilleri
Erdoğan tarafından hazırlanan listelere ağır eleştiriler yönelttiler.
Telefonda sesi titreyen AKP’liler, listelere alınmayan 161 vekilin
yanısıra, son sıralara konulanlarla birlikte 200 AKP’linin Meclis’e
giremeyeceğini iddia ettiler. Küskün AKP’lilerin bir kısmı "dürüstlüğün
ve fedakarlığın" cezalandırıldığını, "Ali Dibocu ve çetecilerin" ise
ödüllendirildiğini söylediler. Liste dışı kalan Milli Görüş kökenli
isimlerden Adana Milletvekili Abdullah Çalışkan, ’muhtıra listesi’
imasında bulundu. Çalışkan, "27 Nisan listesi midir, Dolmabahçe listesi
midir bilemiyorum. Dikensiz gül bahçesi isteniyor. Ona göre liste
hazırlamışlar. Ama bu farklı bir diken olacak. Dikenin nereye
batacağını bilemem" dedi.
TEZKERE MUHALİFLERİ
Erdoğan’ın
liste dışı bıraktıkları arasında, Irak’a asker gönderilmesine ilişkin 1
Mart Tezkeresi’ne muhalif isimlerin önemli yer tutması dikkat çekti. 1
Mart’ta AKP 99 fire vermişti. O tarihteki tezkereye muhalif tavır alan
4 bakandan Ertuğrul Yalçınbayır ve Zeki Ergezen, aday listesinde yer
alamadı. Mehmet Aydın ile oyunu vekaleten Yalçınbayır’a kullandıran
Hüseyin Çelik ise yeniden aday gösterildi.
MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER
Erdoğan,
"Milli Görüş gömleğini değiştirdik" sözünü milletvekili aday
listelerine de yansıttı. Erdoğan’ın 550 kişilik aday listesine sadece 3
ilahiyatçı girerken 95 hukukçu ve avukat, 88 mühendis, 45 işadamı yer
aldı.
Listeye girmeyen AKP’lilerin tepkisi şöyle:
ALİ COŞKUN: BAŞARILAR DİLERİM
Listede
yer almayan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Başbakan Erdoğan’a
"Yeni yol arkadaşlarıyla" başarılar diledi. Coşkun, AKP’nin kuruluşunda
belirlenen prensiplerden birinin de 65 yaş sınırı olduğuna işaret
ederek, "Bu nedenle kendim aday olmak istemedim. Ancak halkımızın
ısrarı ve siyaset arenasının çalkalandığı bu dönemde bakan olarak
çekilmenin yanlış yorumlara sebebiyet vermemesi düşüncesiyle kararı
sayın genel başkanın takdirine bıraktım" dedi.
MEHMET DÜLGER: HAYAL KIRIKLIĞI
Partinin
gerekçelerini hiç bilmiyorum. Bu temyizi olmayan tek taraflı bir karar.
Eşimin başka bir partiyi tercih etmesinin etkisi de olmuş olabilir.
Demirel’in bir sözü vardır; siyasete girilir ama çıkılamaz diye. Ben
yine siyaset yapmaya devam edeceğim ama bu partide mi bilemem.
OSMAN SEYFİ: ÇETE ORADA KALDI
Listelere
bakıyorum, temiz arkadaşlar atılmış. Çetenin elemanları kalmış. Siyasi
Kürtçüler ve Ali Dibocular olduğu yerde duruyor. Milli hassasiyetler
yok edilmiş. Dürüstler, yolsuzlukla mücadele edenler, meclis
çalışmalarına katılanlar çizilmiş.
SÜLEYMAN GÜNDÜZ: YSK’DAN ÖĞRENDİK
Beni inciten taraf konumumu YSK listelerinden öğrenmem oldu. Ben önemli görevler yapmış bir adamım. Bana bildirilmeliydi.
FARUK ANBARCIOĞLU: SAHTEKARLIK
Kriter ne anlamadım.Kızım, torunum hasta oldu Meclis’i terk etmedim.Şunun için koymadık desinler. Siyaseti dün 17.00’de noktaladım. İkiyüzlülükle, sahtekarlıkla geçirecek zamanım yok.
FARUK ÜNSAL: BIRAKIYORUM
Meclis’te
Kürt meselesinde, insan hakları ve demokratikleşme konularında her
barışçı ve bütünlükçü düşüncelerini açıklayan milletvekiliydim.Bu Demek ki bazı rahatsızlıklar olmuş.İş bakıyorum.
ZEYNEP KARAHAN USLU: MESLEK DEĞİL
Siyaset
meslek değil, görev. Elimden gelenin en iyisini yaptım. Akademik
hayatıma, aynı zamanda yazıp çizmeye devam edebilirim. Kitap projem
var. Bildiğimiz türküleri söylemeye devam edeceğiz.
FEVZİ BERDİBEK: KIRGIN DEĞİLİM
Ben
zaten hazırdım. Başbakan’a beni aday yapmayın dedim. Artık işlerimin
başına döneceğim. Kimseye kırgınlığım, küskünlüğün yok. Bugüne kadar ki
tavrım neyse bundan sonra da öyle olacak.
ANAP lideri Mumcu, Genelkurmay bildirisinden haberdar olduğu iddialarını sert şekilde yanıtladı
ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, Genelkurmay Başkanlığı'nın 27 Nisan'da
yayımladığı sert bildiriden haberdar olduğu yönündeki iddialara aynı
tonda yanıt verdi. Mumcu, "Haberi olup da milleti haberdar etmeyen
şerefsizdir, namussuzdur. Kolpacılığın devri bitti" dedi.
ANAP İstanbul İl Kongresi'nde "Öngördüklerimiz bir bir gerçekleşince,
utanmadan 'önceden haberi vardı' diye kampanya başlattılar. Be
eblehler, sizde akıl yok diye bizde de olmayacak mı? Aklı, izanı olan,
demokrasiye karşı namuslu bir sadakati olan bunu görmez mi?" diyen
Mumcu, dün de TBMM Genel Kurulu'nda sert ifadeler kullandı.
AKP sıralarından "Genelkurmay açıklamasından haberi olduğu" yönünde laf
atılması üzerine Bakanlar Kurulu sıralarına dönen Mumcu, sözlerini
şöyle sürdürdü: "Haberi olan arkadaş, bak, burada oturuyor. Haberi alıp
da dik durmayanlar, iftirayla kendi komplekslerini bastırmaya
çalışmasınlar. Haberi olup da milleti haberdar etmeyen şerefsizdir,
namussuzdur. Demokrasi için canını da vermeyen şerefsizdir. Bunu
söyleyecek bir delikanlıyı bu kürsüye bekliyorum." n ANKARA Milliyet
Kolpacılık nedir?
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde, kolpa ya da kolpacılık kelimelerine
ilişkin herhangi bir açıklama yer almıyor. Hulki Aktunç'un "Türkçe'nin
Büyük Argo Sözlüğü"nde "kolpo" olarak geçen kelimenin "bir amaca
ulaşmak için olağandışı davranma, rol yapma" anlamına geldiği
belirtiliyor. Bazı sözlüklerde (sözlük.sourtimes.org) ise kolpa "büyük
yalancı", kolpacılar da "yalana koşanlar" olarak tanımlanıyor. Ebleh
kelimesi ise TDK sözlüğünde "akılsız, budala, alık" olarak açıklanıyor.
Saat 15.00’de başlayacak Meclis’teki Genel Kurul
öncesi, Anavatan ve DYP liderlerinin birlikte basın toplantısı
düzenleyecekleri belirtilmişti. Ancak, gün içinde birdenbire basın
bürolarından Ağar ve Mumcu’nun ayrı ayrı basın toplantısı yapacakları
açıklandı
Peki, bu fikirden niye vazgeçilmişti.
Mumcu ve Ağar, “oylamaya katılmayacağımızı
birlikte açıklamayalım” kararı aldı. Bu karara varmalarının nedeni,
“Birlikte basın toplantısı düzenlersek Anayasa’ya aykırı uygulama
yapıyor, Milletvekillerinin iradesi üzerinde baskı yapıyor görüntüsü
verebiliriz” oldu.
DYP ve ANAP içinden bazı milletvekillerinin oylamaya katılması ihtimali üzerine bu karar oluştu.
Bu arada, Mumcu ve Ağar’ın, milletvekillerine AKP’den gelen teklifler konusunda şu ifadeyi kullandıkları öğrenildi:
“Bizimle gelip fotoğraf çektiriyorlar. Demokrasi mesajı veriyorlar, sonra milletvekillerine kanca atıyorlar.”
KATILANLAR DİSİPLİNE SEVK EDİLMEYECEK
Başkent kulislerine düşen bu yorum üzerine DYP ve
ANAVATAN liderlerinin oylamaya katılan vekiller konusunda disipline
sevk etmeme kararı aldılar.
Kulislerde konuşulan bir diğer konu da, oylamaya
katılan milletvekillerine kendi illeri ya da kendi illeri dışında ilk
üç sıraların teklif edildiği iddia edildi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, cumhurbaşkanının sahip olması
gereken niteliklerin Anayasa'da ve yasada belli olduğunu belirtti.
Tuğcu, Anayasa Mahkemesi'nin 45. Kuruluş Yıl Dönümü dolayısıyla
Sheraton Oteli'nde düzenlenen törenin ardından gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Tülay Tuğcu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde TBMM'de 367 çoğunluğun
sağlanamaması durumunda CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurması halinde
yüksek mahkemenin görüşünün sorulması üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin
görüşünü şu anda söylemenin mümkün olmadığını belirtti.
Tuğcu, başvuru yapılması halinde nasıl bir yol izleneceğinin belli
olduğunu belirterek, “Bütün davalarda ne yapıyorsak onu yapacağız.
Yolumuzda bir farklılık yok. Bu da davadır. Davalar nasıl bir prosedüre
tabiyse öyle olacak. Bizim yönümüzden bir farklılığı yok” dedi.
“Bundan önceki cumhurbaşkanlığı seçimleri de dikkate alınacak mı?”
sorusuna Tuğcu, “Onları raportör hazırlayacak” yanıtını verdi.
“İKİNCİ OYLAMAYA YETİŞTİRMEYE GAYRET EDERİZ”
Böyle bir başvuru gelirse normal prosedür neyse onun yapılacağını
yineleyen Tuğcu, “Raportör görüşü alınır, okuruz, toplanırız, karar
veririz. Bu dosya içinde aynısı geçerlidir. Ama daha önce de söyledim.
Çok uzun süre beklemeye tahammülü olmayan bir konu. O nedenle kısa
sürede yetiştirmeye gayret edeceğiz” diye konuştu.
Süre konusunda kesin bir şey söyleyemeyeceğini ifade eden Tuğcu, “Ama ikinci oylamaya yetiştirmeye gayret edeceğiz” dedi.
Tuğcu, başvuruyla ilgili daha önceki uygulamalara bakılacağını ve karar verileceğini ifade etti.
“Cumhurbaşkanı seçiminin siyasi partiler tarafından boykot edilmesi
hukuki mi?” sorusu üzerine Tuğcu, “Ona ben karışmam. Onlar demokratik
kuralların işleyişidir. Anayasa yargısının dışındadır. Olsa olsa
vatandaş olarak cevap verebilirim. Şu anda da vatandaş konumunda
değilim. Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak soruyorsunuz. Ona karışmam”
yanıtı verdi.
“Cumhurbaşkanı adayını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna da
Tuğcu, ”Onu parlamento değerlendirir. Ben genel seçimleri
değerlendirdim” dedi.
Cumhurbaşkanının sahip olması gereken nitelikler konusundaki
görüşünün sorulması üzerine Tuğcu, “Nitelikler Anayasa'da, yasada
belli. Zaten herhalde parlamentoda o niteliklere göre yapacak” diye
konuştu.